DİYALEKTİK – II Bazı Arayışlar ve Özgürlüğün Bir Kalp Atışı

Susan Buck-Morss, Hegel ve Haiti adlı eserinde marksistlerin Hegel diyalektiğini toplumsal bir yorumla kendilerine mal ettiğini söyler. “1840’lardan bu yana, yani Marx’ın ilk yazılarından beri, efendi ile köle arasındaki mücadele düz anlamından soyutlanmış ve bir kez daha bir metafor olarak yorumlanmıştır – ama bu sefer sınıf mücadelesine ilişkin bir metafor olarak tabi.” Morss, çağdaş köleliği […]

Çetrefilli Bir Kavramın Kuramsal Serüveni: Diyalektik 1

ÇETREFİLLİ BİR KAVRAMIN KURAMSAL SERİVENİ: DİYALEKTİK – I Felsefe tarihinin en eski kavramlarından biri hakında detaylı serimleme yapmak, kavramın tüm kullanımları hakkında detay açıklamak değil amacım. Ben felsefeci değilim. Felsefi, bilimsel, politik ilgileri olan bir okuyucuyum. Bir kavramı anlam yitimine uğratmanın en iyi yolu onu ilgili ilgisiz aşırı kullanmaktır. Diyalektik kavramı için bunun olduğunu söyleyebiliriz. […]

TEKİNSİZ BİR NESNEYE DAİR: DEVLET?

Devlet, bir işleyiş şekli (monarşi, parlemento), kurumları, şiddet organizasyonları (polis, ordu) ile görünür iken, insanların tahayyüllerine göre, onu nasıl algıladıklarına göre farklı şekillerde değerlendirilmektedir. Bir sınıfsal baskı aygıtı, bir milletin varlığının simgesi, kudsiyet içeren bir şey, kendi haline bırakılırsa kaos oluşturması kaçınılmaz bir toplumsal hayatı düzenleyen unsur gibi. İnsanlar devleti çok farklı şekillerde deneyimlemektedir. Vergisini […]

İKTİDAR – 2

İKTİDAR – 2 “Hegel’e göre, dinin özgül yanı, Mutlağın Dünyanın dışında, insanlığın ve tarihin ötesinde olduğu fikridir”1 Tanrının kölesi olarak aşkınlaşmış özne özgür değildir; varlığını eylem ile gerçekleştiren Hegelci özne, bunu ancak devletin vatandaşı olarak yapabilir, böylece tarihsel birey olur. (Kojeve) Hegel, bu anlamda döneminin ruhuna hitap eden tam anlamıyla bir devlet filozofuydu. Felsefi kurgusu […]

İKTİDAR – 1

‘İktidar’ın bir karşılıklı ilişki olduğunu ve rızanın bu ilişkiye dahil olduğunu kabul etmeliyiz. İktidarı bir şekilde sadece gönüllü rızaya dayandırmak (Foucault gibi) bizce yetersiz kalsa da, iktidar ilişkilerinde ‘iktidar uygulanan’ın da bir rasyonalite ile – konumuz dışında ve uzmanı değiliz ama – bir bilinçdışı rasyonalite ile hareket ettiğini de anlamalıyız.

Devlet Kuramı Tartışmaları III

Jessop üzerinden bir karşılaştırma imkanı: Poulantzas ve Foucault, İktidar Bop Jessop, Devlet Teorisi kapitalist devleti yerine oturtmak adlı yoğun çalışmasında kendi devlet teorisine varmak için özellikle iki belirleyici kilometretaşı üzerinde durmaktadır; Foucault ve Poulantzas. Bunları devlet kuramına ilişkin kendi spesifik sorunsalı ile ele alır ve eleştiriye tabi tutarken, faydalı olabilecek bir karşılaştırma yapar. Biz de […]

Devlet Kuramı Üzerine Tartışmalar II

“Aslında kapitalist formasyondaki egemen sınıf ya da fraksiyonlar, ‘bir toplumsal grubun bir dizi madun grup üzerindeki hegemonyası’ vasıtasıyla, devlet dolayımı aracılığıyla, tikel bir bütünde yapılaşmış olarak ortaya çıkar.” – Poulantzas Tartışmamızın ilk bölümünde değinmiştik; Bourdieu, Durkheim ile bir ortak soruyu paylaşıyordu; “nasıl oluyor da sayıca az bir nüfus, sayıca çok daha fazla nüfusu sömürebiliyor, üzerlerinde […]