AHLAKİ ELEŞTİRİ, meşruiyet, sınırlar

“Komünistler ahlâk vaaz etmezler. “Birbirinizi sevin,” “Egoist olmayın,” gibi ahlâki taleplerde bulunmazlar; tam tersine, egoizmin, tıpkı özverili olma kadar, belirli koşullarda bireylerin kendilerini ortaya koymalarının zorunlu bir biçimi olduğunun çok iyi farkındadırlar.” – Karl Marx, Fredrich Engels Ahlak’tan bahsederken aklımıza toplumun benimsediği bazı değer ve davranış kodlarını referans alan yargı, eleştiri, red ifadeleri gelir. Bu […]

AHLAKIN SOYKÜTÜĞÜ ÜZERİNE – Nietzsche ve bir arayış

Okuması çok kolay ve aynı zamanda çok zor bir filozof Nietzsche. Kısa ve anlaşılır cümleler akar, tek başına anlaşılması güç cümle bulamazsınız. Anlattıkları parça parça da gayet anlaşılırdır. Ancak, bir sistematik düşünce oluşturmak o kadar kolay değildir. Burada “Ahlak ve Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan”1 makalesi ve “Ahlakın Soykütüğü” adlı eserlerinde ahlak üzerine yazılarını değerlendirmek […]

İyi Müzik Nedir?

Güzellik gerçeğin ışıltısıdır. Platon Ve gerçek doğumunu o zaman tadar insan ve aklının ruhuyla direniyor şimdiden tezi yok. Direndikçe yok ediyor ölümü, ölümü değil, yarını, kendi ışığını kendi yaratıyor ve ölümsüzlüğünü. Yılmaz Öner Bu yazıda müzik sanatının ölçütü nedir? sorusuna yanıt arayacağız. Burada ölçüt, iyi ve kötü sınırını belirleyen unsur olarak anlaşılmalıdır. Alain Badiou, sanat […]

DİYALEKTİK – II Bazı Arayışlar ve Özgürlüğün Bir Kalp Atışı

Susan Buck-Morss, Hegel ve Haiti adlı eserinde marksistlerin Hegel diyalektiğini toplumsal bir yorumla kendilerine mal ettiğini söyler. “1840’lardan bu yana, yani Marx’ın ilk yazılarından beri, efendi ile köle arasındaki mücadele düz anlamından soyutlanmış ve bir kez daha bir metafor olarak yorumlanmıştır – ama bu sefer sınıf mücadelesine ilişkin bir metafor olarak tabi.” Morss, çağdaş köleliği […]

Çetrefilli Bir Kavramın Kuramsal Serüveni: Diyalektik 1

ÇETREFİLLİ BİR KAVRAMIN KURAMSAL SERİVENİ: DİYALEKTİK – I Felsefe tarihinin en eski kavramlarından biri hakında detaylı serimleme yapmak, kavramın tüm kullanımları hakkında detay açıklamak değil amacım. Ben felsefeci değilim. Felsefi, bilimsel, politik ilgileri olan bir okuyucuyum. Bir kavramı anlam yitimine uğratmanın en iyi yolu onu ilgili ilgisiz aşırı kullanmaktır. Diyalektik kavramı için bunun olduğunu söyleyebiliriz. […]

TEKİNSİZ BİR NESNEYE DAİR: DEVLET?

Devlet, bir işleyiş şekli (monarşi, parlemento), kurumları, şiddet organizasyonları (polis, ordu) ile görünür iken, insanların tahayyüllerine göre, onu nasıl algıladıklarına göre farklı şekillerde değerlendirilmektedir. Bir sınıfsal baskı aygıtı, bir milletin varlığının simgesi, kudsiyet içeren bir şey, kendi haline bırakılırsa kaos oluşturması kaçınılmaz bir toplumsal hayatı düzenleyen unsur gibi. İnsanlar devleti çok farklı şekillerde deneyimlemektedir. Vergisini […]

İKTİDAR – 2

İKTİDAR – 2 “Hegel’e göre, dinin özgül yanı, Mutlağın Dünyanın dışında, insanlığın ve tarihin ötesinde olduğu fikridir”1 Tanrının kölesi olarak aşkınlaşmış özne özgür değildir; varlığını eylem ile gerçekleştiren Hegelci özne, bunu ancak devletin vatandaşı olarak yapabilir, böylece tarihsel birey olur. (Kojeve) Hegel, bu anlamda döneminin ruhuna hitap eden tam anlamıyla bir devlet filozofuydu. Felsefi kurgusu […]