Devlet Kuramı Tartışmaları III

iktidar_partisi

Jessop üzerinden bir karşılaştırma imkanı: Poulantzas ve Foucault, İktidar

Bop Jessop, Devlet Teorisi kapitalist devleti yerine oturtmak adlı yoğun çalışmasında kendi devlet teorisine varmak için özellikle iki belirleyici kilometretaşı üzerinde durmaktadır; Foucault ve Poulantzas. Bunları devlet kuramına ilişkin kendi spesifik sorunsalı ile ele alır ve eleştiriye tabi tutarken, faydalı olabilecek bir karşılaştırma yapar. Biz de bu karşılaştırmadan faydalanmak istedik.

Jessop, Poulantzas’ın Foucault’un çalışmalarında asıl olarak iki yön gördüğünü söyler; birincisi, bir epistemolog ve genel teorisyen, ikincisi, iktidarın belirli tekniklerini ve devleti araştıran teorisyen. Poulantzas, ikinci Foucault’u tercih eder.

Poulantzas’ın Foucault ile ilişkilendiğini ve takip ettiğini özellikle “Devlet, İktidar, Sosyalizm (DİS)”deki tartışmalarından biliyoruz. Fakat tersine dair bilgimiz yok. Jessop, bu iki teorisyenin iktidar ve devlet teorilerindeki yaklaşımlarını karşılaştırır. İkisi arasında açık, gizli yakınlıklar ve ayrımlar vardır. Baştan söyleyeyim, Jessop’un Poulantzas için sarfettiği “Poulantzas bir Marksistten ziyade bir Foucaultcudur” ifadesini abartılı buluyorum.

Jessop, Poulantzas ve Foucault etkileşiminde 6 ortak nokta, Poulantzas’ın eleştirdiği 6 nokta ve bazı gizli ortak yaklaşımlarını belirtir.

Poulantzas’ı Foucault’a yaklaştıran altı konu:

1 – Bireyselleştirmenin mekanizmasına ilişkin ilgileri. Bireysel bedenin kalıba sokulması konusunda devletin rolü.

2 – İlişkisel iktidar yaklaşımı ve iktidar ile stratejiler arasındaki bağlantıya ilgi. Poulantzas’ın sınıfsal yaklaşımı, iktidar bloğu içindeki ve dışındaki sınıf mücadelesi ve diğer hegemonik ilişkileri ifade eder. Sınıflara tahsis edilmiş özler yoktur. “Devlet ne çeşitli sınıfları iktidardan yoksun bırakarak iktidarı kendisi için elde eden bir öznedir; ne de kendi arkasına konumlanmış olan hakim sınıfsal öznenin elinde tuttuğu iktidarın araçsal dışavurumudur” (Poulantzas, DİS). İlişkisellik konusunda iki düşünür açısından sorun yoktur.1

3 – “İktidarın daima direniş ile karşılıklı ilişkili olduğu” vurgusu. “iktidarın olduğu her yerde, direniş de vardır ya da sonuç olarak, bu direniş asla iktidarla ilişkide dışsal bir konumda değildir” (Foucault, Bilme İstenci). Jessop bunun Poulantzas’ta sınıf teorisi ile yakın olduğunu ifade eder. Poulantzas’ın sınıf teorisi, sınıf yapısı ve sınıf olmayı ayırır. Ancak, zaman zaman klasik Marksizmin etkisi ile bir bakıma ezilen sınıf olarak işçi olmanın bazı dirençler geliştireceği ifadesi ile bağlantı kurar. Kanımca bu zorlama bir yakınlaştırma olsa da, Poulantzas’ın Lenin’den aldığı “sınıf içgüsü” kavramını kullanması sorunludur ve Jessop’un söylediğine yaklaştırır. Ancak, Poulantzas’ın genel sınıf teorisinden bunu çıkarmak güçtür. Makine başındaki işçinin günlük üretim baskısına direnmek adına iş yavaşlatması türünden bir “direniş” ise bahsettiğimiz sınıf yaklaşımı ile açıklanamaz. Bütün bir Poulantzas okumasında bir zorunluluk değil olumsallık belirgindir. Ancak Poualntzas’ın Foucault ile etkileştiği metinler özellikle DİS’tedir ve bu son eseri onda bir evrilmeye işaret ediyor.

4 – “Poulantzas ve Foucault, iktidara basitçe baskıcı ve olumsuz gibi yaklaşmaktansa iktidarı üretken ve olumlu görme konusunda aynı fikirdedirler.” (Jessop)2 Foucalt iktidarın üretken, normalleştirici işlevlerini vurgularken bir ilişkiden bahsetmektedir. Jessop’un Poulantzas’ın benzer savlar diye belirttikleri ise, devletin bir araştırma nesnesi olarak tarihsel konumuna atıflardır. Elbette burada iyi, kötü sıfatları anlamını yitirir.

5 – İktidar ve bilgi bağlantısına ilişkin tahliller. Jessop, Poulantzas’ın kafa emeği ile kol emeği arasındaki ayrımı ideoloji hegemonya üretiminde etkili olduğu fikri ile Foucault’un bilgi iktidar fikirlerine yaklaştırır.

6 – “İki düşünür de mikro devrimlerle, devletin uzağındaki alt tabaka hareketleri ile ilgilenmiştir.” (Jessop)

Son iki madde Foucault’yu özel olarak Poulantzas’a yaklaştıran unsurlar değildir; benzeri yaklaşımlar Marksizm içinde bulunabilir.

Poulantzas’ın Foucault eleştirileri:

1 – Poulantzas, Foucault’yu “modern devlet biçimini, iktidar uygulamaları üzerinden toplumsal ve politik gövdenin bireyselleştirmedeki rolü ile ilişkilendirmesi nedeniyle eleştirmiştir.” (jessop) Sınıf mücadelesinin temellerinin görülmeyip yerine biyo-iktidar kavramını çalıştırması gibi.

2 – Foucault’da iktidarın iktidar ilişkileri dışında temeli olmadığını savunması. İktidarın sınıf ve sömürü ilişkileri ile doğrudan ilgisi vardır.

3 – Foucault iktidarı mutlaklaştırmış, aslileştirmiştir; bu sayede iktidara karşı direnişleri ikincil tepkilere indirgemiştir. Oysa devlet iktidarı bu mücadelelerin bir alanıdır.

4 – Foucault, iktidarın pozitif karakteri önemini bahsini abartır. “Nitekim, itaatin tesis edilmesi sürecinde disipliner tekniklerin aniden ortaya çıkan rolünü, pozitif ve üretken bir güç olarak nitelendiren Foucault, itaatin sağlanmasında genel hukukun, yasal-polis ağlarının ve şiddetin süregelen önemini ihmal etmiştir.” (Jessop)

5 – Foucault’da iktidar ve bilgi bağı abartılmıştır. Poulantzas, bu konuyu çok başka bir noktadan, kafa kol emeği ayrımı üzerinden tartışır: “aslında bu kafa ve kol emeği arasındaki ampirik ve doğal bir ayrım olarak algılanmamalıdır; yerine doğrudan üretim ilişkileri içinde geçerli olan siyasi ideolojik ilişileri ifade eder.” (Poulantzas – DİS3)

6 – Jessop’a göre son ayrım noktası strateji üzerinedir. Yeni toplumsal hareketler, Foucault’a göre, devletle birleşmeyi reddetmeli, iktidarı dışarıdan devirmeye çalışmalıdır. Poulantzas ise, DİS’te ortaya koyduğu, sosyalizme geçişlere bir alternatif strateji oluşturma çabasına bağlı olarak farklı bir yaklaşım önerir; bu hareketler devlet ile mesafeli ama iç çelişkileri ve çatışmayı şiddetlendirmek adına bu mekanizmalara katılmak gerektiğini savunur. (Jessop)

Gizli paralellikler:

“İlk olarak, devletin ve iktidarın aynı anda her yerde mevcut olabilme özelliğindeki ısrarları; iktidarın toplumsal ilişkilerde ve devletin de üretim tarzında içkin olmasındaki ısrarları; artzamanlı ilişkilere ‘sınıf içgüdüleri’ ya da direnişin plebyen niteliklerinin ilkel kaynağındaki koşullara göre yaklaşımları; ve son olarak, ‘mikro-iktidar’ ve ‘makro-iktidar’ düzeyleri olarak gördükleri seviyeler arasındaki ilişkinin doyurucu açıklama konusundaki yetersizlikleri” (Jessop)

Poulantzas’ın iktidarın kaynağına ilişkin Foucault’a yönelttiği eleştiriye paralel olarak, devlet iktidarını ve diğer iktidarları aynılaştırması (veya ilkini bahis dışı bırakması) sorun oluşturmaktadır. Poulantzas da, tüm toplumsal ilişkilerin bir iktidar ilişkisi olduğunu, devletin varlığının tüm toplumsal fenomenleri dönüştürdüğü, bunların sınıfsal bölünme ve devlet ile ilişkili olarak ortaya çıktığını söyler. Jessop bu konuda iki düşünürü ortaklaştırmakta haklıdır. Ancak, devlet iktidarına sınıfsal bakış ve devletin ekonomiye göreli özerkliği gibi vurgularla, devlet iktidarının özgüllüğü ayırt edilebilir. Bu notada Poulantzas’ın yaptığı bir ayrım çok önemlidir.

İktidar kavramını sınıf mücadelesi ile tanımlar. “İktidar kavramı sınıf pratiği alanında oluşan bir kavramdır” (Poulantzas – Siyasal İktidar ve Toplumsal Sınıflar; SİTS). Poulantzas, bunun Marx, Engels ve Lenin’in kullanımıyla uygun olduğunu söyler. “Sınıf ilişkileri, iktidar ilişkileridir. Sınıf ve iktidar kavramları, ikisinin de toplumsal ilişkilerle sınırlı alanda oluşması ölçüsünde, birbirine yakın kavramlardır. Ancak bu iki kavramın yakınlığı, bir kavramın diğerinin temeli olması gibi bir ilişkiden değil, alanın homojenliğinden kaynaklanır: iktidar ilişkileri sınıf ilişkilerinin temeli olmadığı gibi, sınıf ilişkileri de iktidar ilişkilerinin temeli değildir.” (Poulantzas, SİTS) İktidara yapıda yer vermez (sınıf gibi), sonucu niteleyen bir kavram olarak görür. “O halde iktidar kavramı, yapının bir düzeyine uygulanamaz: Örneğin devlet iktidarından söz edildiği zaman bu, devletin, yapının diğer düzeylerine eklemlenme ve müdahale tarzını değil, çıkarları devletin çıkarlarına denk düşen belirli bir sınıfın diğer toplumsal sınıflar üzerindeki iktidarını gösterir.” (SİTS) Bunun sebebi toplumsal sınıfları sadece ekonomik düzeyde ele alma şeklindeki bir ekonomizme düşmeme çabası olduğu gibi, ‘yapısal’ açıklamadan taviz vermemeye çalışmasıdır. Bu konuda zorlandığı ortadadır. Bizim için önemli olan iktidar kavramını kullanış şeklidir: “Öte yandan iktidar kavramı kişilerarası ilişkilere ya da üretim sürecindeki yerlerinden, yani sınıflara bölünmüş toplumlarda sınıf mücadelesinden bağımsız olarak belirli koşullara göre oluşan ilişkilere uygulanmaz…Bu gibi durumlarda güç kavramı kullanılabilir.”(SİTS) Poulantzas, güç için ‘sosyolojik olarak şekilsiz’ ifadesini kullanır. Bu kısmen sorunlu bir yaklaşımdır. Bu iktidar türlerinin ayrılması doğru iken, yapıya dayanan sınıf harici ilişkilerin soyolojik olarak, yapı harici açıklamalarının ‘şekilsiz’ olacağını ima eden görüş hatalıdır. Görüldüğü gibi, Poulantzas iktidarı yapılara dayandırır ve devlet “zor”u ile belirlenen bir teslim alma ve rıza üretimi çerçevede kullanır. Bu anlaşılır bir ayrımdır. Foucault için söylediğimiz, devlet iktidarının ayrımının yapılmaması sorununa bir çözüm olabilir. Kanımca bu tip kelime oyunlarına girmeden iktidarın kullanımları ayrılmalıdır. Bu durum farklı yorumların kapısını açabileceği gibi şu tip eleştirilere de yol açıyor: “Öyle görünüyor ki Poulantzas, bu ayrıma (güç-iktidar bn) toplumsal ilişkileri (sınıf) iktidar ilişkilerine indirgerken, Foucault da toplumsal ilişkileri şekilsiz ‘güç’ ilişkilerine indirgedi” (Jessop).4 Foucault’un bu çok çeşitli ilişkileri açıklamak için muazzam katkısı ortadadır. Ancak, O’nun tüm ilişkilerin aynı iktidar teknik, araç ve güçlerini içerdiği savunusu, ‘iktidar tüm ilişkilere içkindir’ ile uyumlu iken bir ayrım sorunu doğuruyor. Poulantzas’ta ise (yol açıcı özerklik vurgusuna rağmen) tüm iktidarı sınıf ve devlete bağlaması bir indirgeme sorunu doğuruyor.5 Bu konu Jessop’un dikkatini çekmiştir: “Poulantzas, tüm toplumsal ilişkileri kapitalist ilişkiler olarak görürken, Foucault kapitalist ilişkileri (örneğin emek sürecinde) disipliner ilişki alanına indirger.” Foucault bunu iktidar ilişkilerinin normatif bir tanımı için kullandığı ‘diyagram’ kavramı ile ifade eder.

Jessop, iki teorisyenimizin iktidar ve direniş ilişkisi açıklamalarında da paralellikler olduğunu savunur. Foucault’tan şu pasaj ile örnekler; “toplumsal gövdede, sınıflarda, gruplarda ve bireylerin kendilerinde bir anlamda iktidar ilikilerinden kaçan bir şey…ters bir enerji, bir boşalma…plebyen bir nitelik ya da özelliğe” geri dönüşe zorlanmıştır (İktidar ve Bilgi). İlk bakışta bakışları çelişiktir; Poulantzas’ta direniş ezen-sömüren ve ezilen-sömürülen sınıf çelişkisine dayansa da olumsaldır. Jessop bu noktadan sonra Poulantzas’ın direnişin kaynağını açıklamaya çalışırken yetersiz kaldığını ifade eder. Yukarıda ‘sınıf içgüdüsü’ kavramının kullanımında ifade ettiğimiz gibi Poulantzas’ın genel tavrı direnişin olumsal karakteri yönündedir. Fakat Jessop vurgulamasa da, Poulantzas’ın direnişin olumsallığını ideolojiye bağlaması bizce sorunludur. Aktif direnişi pek çok koşul belirleyebilir, devlet ideolojisine sahip bir kesim yıkıcı direniş sergilerken, radikal ideoloji vurgusuyla bir araya gelmiş bir kesim direniş dışı kalabilir. Jessop’a göre Poulantzas özellikle sınıf dışı baskı biçimlerine direniş için ‘içgüdüsel’ bir açıklama bile getirememiştir.

İktidar’ı bir merkezi konuma yönlendirip, dışındaki ilişkileri sosyolojik olarak ‘şekilsiz’ bir güç kavramı ile ele almak sorunludur. Dediğimiz gibi, devlet iktidarının tüm iktidar biçimleri ile birlikte ele alınması da sorunludur. Devlet iktidarı Poulantzas’ın dediği gibi sınıf ile ilgilidir. Kısmen düşünsel evriminde Poulantzas, Foucault ve pek çok düşünürün savunduğu rıza üretiminin şiddet mekanizması dışında mümkün olduğu tezindeki hata burada ortaya çıkmaktadır. Devlet iktidarının şiddet aygıtı ile birlikte var olduğunu, o mekanizma olmaksızın mümkün olmadığını hep söylüyoruz. Herşeyden önce düzenleme rolünü ifade eden hukuki soyutlamalar, bir ceza sistemini öngörür ve düzenler. Bu sistem tamamen şiddet aygıtına dayanır. Rıza üretiminde her ana kadar devlet ideolojilerinin rolü olsa da, belirleyici olan aslında üretim ilişkileridir. Poulantzas’ın gösterdiği gibi devlet bu alandan göreli olarak özerktir. Şöyle basitleştirelim, tüketim kültürü ki bireyleri özgürlük yanılsamasına sevk edebilecek kadar güçlüdür ve kapitalist üretim ilişkileri ile ilgilidir. Hayatları ipotek altına alan krediler, banka borçları, işsizlik korkusunun rıza üretimine katkısı. Devlet iktidarının bunu desteklemesi konusunu Poulantzas referansı ile uzun uzun açıkladık. Ayrıca bu şekillenmenin yeniden üretilmesi hem insani beklentilerin kapitalist işleyiş tarafından yönlendirilmesi, hem de ulus devlet tarihinin ve eğitim sisteminin ve devlet kontrolündeki ideolojik taşıyıcıların (hegemonik sınıfın ideolojik taşıyıcılarının olduğu gibi) etkisi ile birlikte düşünülmelidir.

Jessop, iki teorisyen arasında gördüğü son gizli paralelliğin toplumsal ilişkilerin makro-düzeyde göreli birliği ile mikro-düzeydeki çeşitliliği arasında bağ kurma çabalarında yattığını söyler. Focault’un başlangıç noktası, yayılmış mikro-iktidarlar ve özgül iktidar teknolojilerinin çokluğudur. Bunların makro düzeyde birliği devlet gibi merkezi bir topos ile sağlanamaz. Poulantzas’ın çıkış noktası, emeğin toplumsal işbölümü ve sınıf mücadelsidir. “Sınıf ilişkilerinin varlığını iktidar ve direnişin ikincil alanları olarak kabul etmesine rağmen, bunların sınıf mücadelesi ile eklemlendiğini her zaman vurguladı” (Jessop). Poulantzas makro düzeyden başlamış ve Foucault’un aksine devlete merkezi bir rol biçmiştir. Bunlar karşıtlıklar olsa da Jessop’a göre giderek belirsizleşir ve benzeşir. İkisinin de merkezi konumlarından bir elastik sınır ile uzaklaşıp, geri çekildiğini ifade eder Jessop.

“Poulantzas, devleti çok sayıda çeşitlendirilmiş mikro-politikalar izleyen ayrı iktidar devreleri, ağlar ve aygıtlar topluluğu olarak görmeye başlamıştır” (Jessop). Jessop, bunun iktidarın herhangi bir genel sınıf hakimiyetinden ziyade iktidarın metafiziğine göre incelenmesi gerektiği iddiasını doğruladığını ifade eder. Aynı şekilde, Foucault da, zamanla ‘sınıf hakimiyeti’, ‘burjuvazinin hegemonyası’ gibi kavramları kullanarak dağınık iktidarların göreli birliği fikrine evrilmişti (Jessop). Ancak bu iki teorisyenin birbirlerine yaklaşmış olması Jessop’un sorunsalı, mikro çeşitlilik ile makro bütüknlük ilişkisine zıt şekilde yaklaştığını unutturmaz. Değindiğimiz gibi, Poulantzas, mikro-iktidar çeşitliliğini savunmuş, sınıf hakimiyetini – kabul etse de – özel bir önem atfetmemiştir. Poulantzas ise, sınıf hakimiyetin makro-zorunluluğu üzerinde ısrar etmiştir. Jessop, Poulatzas’ı bu kabulü dolayısıyla, eleştirdiği halde “araçsalcı bir konuma ve/veya teleolojik devlet yapısının seçiciliği görüşüne dönüş yapmaktadır” eleştirisi dayanaksızdır.

Jessop’un çabası, bu iki teorisyenin ortaklaşarak kendi teorisine yaklaştığını ama mikro çeşitlilik ve makro bütünlük arasındaki bağı çözemediklerini göstererek kendi teorisine zemin hazırlamaktır. Bu yaklaşıma birinci yazımızda (Devlet Teorisi Üzerine Tartışmalar -1) değinmiştik. Biraz daha genişletmeye çalışalım.

Jessop toplumun bütünleştirici bazı kavramlarla (sınıf) anlaşılamayacağını savunur. O’na göre sınıf çıkarı yoktur. Yani toplumsal ilişkilerde makro zorunluluk yoktur. Küçük iktidar ilişkileri dizileriyle ilgili olumsal zorunluluk alanları söz konusudur. Hiç bir yapısal belirleme tanınmadan, tamamen ilişkisel bir küresel tanımı yapar. Buradan bir küresel akıllı özne üretir. Bu özne strateji üreticisidir ve küçük iktidar ilişkilerini kendi yörüngesine çekme eğilimindedir. Bu Jessop’un devletine giden tanımdır. Çıkarlar tamamen olumsal ve görecelidir, ilişkiseldir, kontjonktüreldir, stratejiktir. Bunu Jessop, çıkar alternatifleri olmasıyla, göreli; çıkarları savunmanın güç ilişkileri ile sınırlı olması anlamında, ilişkisel; çıkarların zaman-mekan bağımlı olması nedeniyle, konjonktürel; çıkarların strateji anlayışları ile değiştimesi nedeniyle, stratejik olduğunu savunur. Direnişin olumsallığı bu anlamda Poulantzas’ın belirttiğinden çok farklı anlamlara ulaşır; direnişin sınıfsal, plebyen hiç bir kaynağı yoktur ona göre.

Jessop’un derdini açıklık ve kolaylıkla anlatamadığı ortada. Foucault ve Poulantzas karşılaştırmasıyla kendi teoris çabasına adeta bir manüpülasyon yapmakta. Vardığı noktadan ziyade faydalanış tarzındaki eklektisizm de dikkat çekiyor. Kitabından anladığımız kadarıyla bir şekilde ilişkilendiği Eleştirel Realizm’den – ki bahsi geçen kısımlarda hiç eleştirel durmuyordu – naturalist bir toplum anlayışından da uzaklaşıyor. Poulantzas’ın en güçlü olduğu alanda sınıf indirgemeciliği eleştirisi yaparak sınıf ve fraksiyonların mücadele alanı olarak devletten içi boşalmış bir ilişki alanı olarak devlet tanımına sahip çıkıyor.

Elbette amacım Jessop’u özetlemek, değerlendirmek değil. Girişte de ifade ettiğim gibi Jessop aracılığı ile Poulantzas ve Foucault’u karşılaştırma imkanını değerlendirmekti.

1Bu yakınlaşma ileride açıklanan iktidar kavrayışlarındaki farklar ile birlikte değerlendirilmelidir. “Stratejilere” ilgi Jessop’un kendi sorunsalına yaklaştırma çabasıyla ilgilidir.

2 Ancak Poulantzas, aynı konuda Foucault’u abartmakla eleştirir.

3 State, Power, Socialism – Verso Books

4Poulantzas düşüncesi son eseri olan DİS’te belli kırılmalara uğrar; sınıf ilişkileri ile tam çakışmayan iktidar ilişkilerinden bahseder. Örn. cinsiyet ilişkileri. Ancak nihai bir çözüme ulaşmaz.

5Aslında Poulantzas, sınıf dışı ilişkileri ve iktidar alanlarının varlığını kabul ediyor. Yine de bunları sınıf mücadelesine eklemler. Peki bu yukarıdaki ifadenin aksine bir indirgeme doğurur mu? Tatışmalıdır açıkçası. Şöyle soralım sınıf ayrımının olmadığı yani niteliksel olarak tamamen farklı bir toplum biçiminde bahsedilen diğer ayrımların anlamı kalır mıydı? İndirgeme bana daha ziyade, günümüz toplumunun tüm sorunlarının sınıf mücadelesine havale edilmesi olarak görünüyor.

Genel içinde yayınlandı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s